İdare kavramı bazen bir faaliyeti bazen de bir teşkilatı ifade etmektedir. İdare kelimesi bir faaliyeti ifade ettiğinde maddi ya da fonksiyonel anlamda kullanılmış olur. Kamu mallarının idaresi, illerin idaresi, devlet idaresi, örneklerinde idare kelimesi bir faaliyeti anlatmaktadır. İdare hukuku bağlamında “idare kavramı” kamusal işlemlerin yönetilmesini ifade eder. Anayasamızın 123. maddesinde de belirtildiği üzere ” idare kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir”. Anılı maddeden de idare kelimesi hem idari teşkilatı hem de idari faaliyeti içine alacak şekilde kullanılmıştır.
Yine anayasamızın 125. maddesinde yer alan İdarenin her türlü işlem ve eylemine karşın yargı yolu açık olduğu belirtilmiştir.
İptal ve tam yargı davaları
Hukukun şekli olan kaynakları, hem onu yapan organ veya makamın devlet hiyerarşisindeki yerine göre hem de en soyut olandan daha az soyut olana doğru sıralanmaktadır.
Bu sıralanış içinde geçerlik bakımından, en kuvvetli olanı ise kurucu iktidar tarafından yapılan anayasadır. Bu sıralanışa kurallar (normlar) hiyerarşisi adı verilmektedir. Hiyerarşi içinde daha az soyut kaynak, daha çok soyut olana ve sonunda en üstte yer alan kaynağa aykırı olamaz. Bu hiyerarşi hukuk kurallarının uygulanması bakımından da önemlidir.
İdari işlemin iptali ve tam yargı ( tazminat) davaları avukatı
2577 sayılı İYUK md. 2 idari dava türlerini şu şekilde açıklamaktadır.
“İdare hukuku, İdari dava türleri şunlardır:
Bu noktada şunu da belirtmek gerekmektedir. Sözleşmeden doğan davalar ya tam yargı davası ya da iptal davası niteliğinde olacağından aslında kendine özgü bir özellik arz etmezler.
İdari yargılamada kural olarak, her idari işleme karşı ayrı dava açılmaktadır. Ancak aralarında ilişki olan konularda bir dilekçe ile birden çok işleme dava açılması durumu bazen daha fayda sağlamaktadır.

